Ateşlenme Nedenleri Sebepleri Belirtileri

0
126

ATEŞ, vücut ısısının olağandan yüksek olması. Vücudun korunma amacıyla oluşturduğu tepki ve hastalıkların somut belirtilerinden biridir. Hemen hemen tüm memeli hayvanlar sıcak kanlıdır. Bunun nedeni kirli ve temiz kanın kalp­te ve damarlarda birbirlerine karışmadan dolaşmasıdır. Bu nedenle vücutlarının ısısı normal koşullarda belirli sınırlar içinde seyreder (36-37.3°C). Ancak has­talanan kimsenin vücut sıcaklığı artar ve yüksek bir düzeye ulaşır. Olağan seyri 36-37.3°C olan vücut sıcaklığını hücre­lerde besinlerin oksijenle yakılması so­nucu ortaya çıkan’ısı oluşturur. Buhar­laşma, derinin dış ortamla teması, akciğerden nemin uzaklaşması, sindirim ve idrar çıkarma gibi olaylarasa ısı kay­bına neden olurlar. Vücut ısısını ayar­layan en önemli sistem dolaşım siste-miyse de bu işlevin denetim merkezi hipotalamustur. Vücut sıcaklığının her­hangi bir nedenle normalin altına inme­sine hipotermi, üstüne çıkmasına ise h/ pertermi adı verilir. Hiperterminin halk arasındaki adı ateştir. Ateş doğrudan beyinle ilgili düzensizliklerle ilişkili ola­bildiği gibi ısı düzenleyen merkezlerin toksik maddelerle etkilenmesinden de kaynaklanabilir. Mikroplu hastalıklar, beyin urları, ısı çarpması ateşe neden olan etkenlerdir. Vücut ısısını artıran maddelere pirogen adı verilir. Hastalık durumlarında ateşi ortaya çıkaran etken, bakterilerin salgıladıkları pirogenler ya da vücut dokularının bozulmasıyla açığa çıkan pirogenlerdir. Hipotalamustaki ayar noktası normalin üstünde bir düzeye çıktığında ısı korunması ve ısı yapımı mekanizmaları da içinde olmak üzere vücut ısısını artıran tüm mekaniz­malar harekete geçer. Ayarın yükselme­sinden birkaç saat sonra vücut ısısı da bu düzeye yaklaşır. Aşırı ateş yükselme­sine neden olabilen öteki bir etken de vücudun çok -su yitirmesidir (dehitrotas-yon). Ateş yükselmesi, bir ölçüde ter­leme için yeterli sıvı olmamasına bağlıy­sa da soğuk bir ortamda da su kaybı ateş yapabilmektedir. Vücut ısısı yaklaşık 41°C’yi aştığında birçok hücrenin paran­kiması çoğunlukla zarar görmeye başlar, bölgesel kanamalara rastlanır. Özellikle beynin zarar görmesi kuvvetli olasılıktır. Çünkü sinir hücreleri bir kez zarar gördüler mi bir daha yenilemezler. Vücut ısısı 43°C’nin üzerine çıktığında hasta alkolle ovularak ya da buzlu suya konularak vücut ısısı hızla normal sınır­lara getirilemezse hasta en fazla birkaç saat yaşayabilir.

Ateş, büyüklerde ağızdan ve koltuk altından, çocuklarda ise sıklıkla anüsten ölçülmektedir. Termometrenin konulan bölgede 2-5 dakika kadar tutulması gerekir. Anüsten alınan ateş ölçümleri ötekilerinden genellikle yarım derece kadar daha yüksektir. Kısa süreli ateşler çoğunlukla kızamık, kabakulak, suçiçeği gibi virüslerin ve streptokok grubu bak­terilerin oluşturduğu çocuk hastalıkların­da görülür. Uzun sürmesine karşın önle­nemeyen ateş yükselmelerine de rast­lanır. Bazı kanser türleri bu tür uzun ateş yükselmelerine yol açabilirler. Lö­semi, lenf, kemik, pankreas, karaciğer ve böbrek kanserlerinde bu tip ateş yükselmesine sık rastlanır.

Ateşin yükselmesine neden olan baş­ka bir hastalık grubu da kollagen hasta­lıklardır. Romatizma kökenli artrit de a-teşin yükselmesine neden olur. Bu has­talıkta eklemlerde şişkinlikler başlama­dan aylar önce hafif bir ateş yükselmesi görülebilir. Verem, maltahumması, ami­pli dizanteri, şiştosoma, mantar hastalık­ları da ilk belirti olarak ateş yükselmesi yaparlar. Ateşi yükselen hasta çok iyi beslenmeli, yüksek kalorili, sindirimi aksatmayan ve yeterince protein içeren yiyecekler seçilmeli; hastanın terlemesi­ni ve idrara düzenli çıkabilmesini sağla­mak amacıyla yeterli su ve benzeri sıvı­lar verilmelidir. Ayrıca hekim önerisine göre ateş düşürücüler de kullanılabilir.

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here