Beyazıt Camii Hakkında Bilgi Ve Külliyesi

0
86

Beyazıt Camii Hakkında Bilgi Ve Külliyesiİstanbul’da, aynı adı taşıyan bölgede Osmanlı Padişahı II. Bayezit’in yaptırdığı cami, medrese, imaret, sıbyan mektebi, kervansaray, türbe ve çifte hamamdan oluşan külliye. Yapımına 1501’de başlandı ve 1506’da tamamlandı. İstanbul’un alınışından sonra yapılan Fatih Camisi daha sonra yıkıldığı ve 18. yüzyılda yeniden yapılıdğı için, Beyazıt Camisi istanbul’un en eski Sultan Camisi kabul edilir. Mimarının Hayrettin ya da Kemalettin adlı sanatçılar olduğu sanılırken son yıllarda bulunan arşiv belgelerinden Yakup Şah bin Sultan Şah adlı bir sanatçı olduğu anlaşıldı.Caminin ana kütlesi kare planlıdır ve tüm yapı, merkezi kubbenin altındaki mekânın 1/4’ünü birim alan bir sisteme göre tasarlanmıştır. Avlunun ortasındaki şadırvanı örten ve sekiz serpantin sütunla taşınan kubbeyi, IV. Murat yaptırmıştır. Mihrabı ve rumi bezemeli mermer minberi de Osmanlı mimarlığındaki en özenli taş işçiliği örneklerinden sayılır.
Sağdaki minare İ. Beyazit döneminden kalmadır. Soldaki minarenin ise yeniden yapıldığı bilinmektedir. Ancak her iki minarenin de kaide ve şerefeleri aynıdır. Renkli taşlar, silmeler ve gövdenin üç yüzündeki kemerli girintilerle çok zengin bir görünüme sahip olan minare kaideleri, başlı başına bir mimarlık anıtı niteliğindedirler.
Cami zaman içinde birçok yangınla deprem geçirdi ve değişik tarihlerde onarıldı. Yapımından 4 yıl sonra, büyük bir depremde kubbesi önemli ölçüde yıkıldı, 1645’te yangın geçirdi, 1746’da da minarelerinden birine yıldırım düştü. Bu hasarları gidermek amacıyla 1682, 1797 ve 1870’te onarımlar yapıldı.
Beyazıt Külliyesi’ni oluşturan yapılardan biri olan medrese, caminin kuzeybatısında yer alır ve 1943-1984 arasıda İstanbul Belediye Kütüphanesi olarak kullanıldı. Günümüzde Yazı Müzesi’dir. Avlunun içine doğru girintili bir dershane çevresindeki 16 hücreyle hücrelerin önündeki revaktan oluşan planı; klasik Osmanlı medrese şemasına uygundur, dershane bir sıra taş-bir sıra tuğlalı almaşık sistemde, öteki bölümleri ise tümüyle kesme taştandır.
Külliyeyi oluşturan öteki yapılar birbirinden oldukça uzak ve bağımsızdır ancak bir çevre duvarı ile dış avlu içine alınmışlardır. Günümüze yalnızca Sa-haflar’ın Çadırcılar’a açılan kapısı ve küçük bir bölümü erişebilmiş olan bu dış avlu duvarının sınırlarını kesin

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here