Hz. Muhammedin Hayatı 2 (devamı)

0
96

Hz. Muhammet’in yaşamının en ö-nemli olaylarından birisi İsra ve Mi-rac’dır. İsra sözlük anlamıyla gece yürü­yüşü demektir. Hz. Muhammet’in Mes-cid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gi­dişine bu ad verilmiştir, kesin zamanı bi­linmez. Miraç ise Hz. Muhammet’in Mescid-i Aksa’dan ruhani varlığıyla Al­lah’ın huzuruna çıkmasıdır. Miracın en önemli yanı beş vakit namazın farz ola­rak buyurulmasıdır.

620 yılının hac mevsiminde Hz. Mu­hammet, Mekke yakınında Akabe denen yerde hacıları beklerken Medineli altı ki­şiyle karşılaştı ve onlarla konuştu. Ku-ran’an ayetler okudu ve onları Müslü­man olmaya çağırdı. Bunun üzerine altı Medineli Müslümanlığı kabul ettiler. Hz. Muhammet Medine’ye göç etmek is­tediğini söyleyerek düşüncelerini sordu. Altı Medineli göçü daha sonraki bir tari­he ertelemesinin yararlı olacağını söyle­diler. Hz. Muhammet ile görüştükten sonra Medine’ye dönen altı Medineli İs­lamlığı yaymaya başladılar. Hazreclile-rin büyük bir bölümü Müslüman oldu. Evs kabilesinden Müslüman olanlar da vardı. 621 yılı hac mevsiminde Hz. Mu­hammet ile buluşmak için 10 Hazredi ve 2 Evsli Mekke’ye geldiler. Akabe’de Hz. Muhammet ile buluştular ve O’na her zaman bağlı kalacaklarına ve sözünü tutacaklarına ant içtiler. Buna “Birinci Akabe Biati” denir. Evs ve Hazrec kabi­leleri Hz. Muhammet’e haber göndere­rek İslamlığı ve Kuran’ı kendi öğretecek bir kişinin gönderilmesini istediler. Hz. Muhammet Masab bin Umeyr’i Medi­ne’ye gönderdi. Onun çabalarıyla kısa sürede Yahudilerin dışında Medine’de Müslüman olmayan kimse kalmadı. 622 yılı hac mevsiminde Musab, Müslüman­lığı kabul etmiş olan Evs ve Hazrec ka­bilelerinden 73 erkek ve 2 kadınla Mek­ke’ye geldi. Akabe’de Hz. Muhammet ile görüştüler. Bu toplantıda Müslüman ol­madığı halde yeğeni korumak amacıyla amcası Abbas da bulundu. Bu toplantıya katılan Medineliler Hz. Muhammet’e Bi­at ettiler. Buna da “İkinci Akabe Biati” denir. Bu anlaşmadan’sonra Hz. Muham­met, Müslümanların Medine’ye göç et­melerine (hicret) izin verdi. Bu göç 622 yılının Nisan ayında başladı. Kısa za­manda hemen hemen tüm Müslümanlar Mekke’den ayrıldı. Kentte Hz. Muham­met, Ebubekir ve Ali bir kaç kişi kaldı. Kureyşliler Hz. Muhammet’i bu kez öl­dürmeye karar verdiler.- Hz. Muhammet ise, Ali’yi evinde bırakarak bir gece Ebu­bekir ile Mekke’den ayrıldı. Sevr Da-ğı’nda bir mağarada üç gün saklanarak Kureyşlilerden kurtulamayı başardılar. Medine’ye bir saat uzaklıktaki Küba’da yapılan mescittir. Bir cuma günü Kü­ba’dan Medine’ye yola çıkıldı, namaz za­manı gelince birlikte namaz kılında. İs­lam tarihinde ilk mescid Küba’da yapılan mescittir. İlk cuma namazı ve ilk cuma hutbeside bunlardır. Hz. Muham­met Medine’ye yaklaşınca herkes O’nu konuk etmek için yarışa girişti. O deve­sinin çöktüğü yere en yakın olan Ebu Eyytip Halit bin Zeyd el-Ensari’nin evi­ne konuk oldu ve bu evde yedi ay kadar kaldı. Devesinin çöktüğü yeri de satın alarak burada bir mescit yaptırdı. Bu mescit daha sonraki yıllarda bazı deği­şikliklere uğrayarak bugünkü Mescid-i Nebi haline geldi. Hz. Muhammet bu mescite bitişik kendisine bir de ev yap­tırdı. Hz. Muhammet Medine’de hem is­lamlığın peygamberi hem de Hicret ile temelleri atılan İslam Devleti’nin başka­nı durumuna geldi. Müslümanlığı kabul etmiş olan Evs Hazrec kabilelerinden olanlar (Ensar= Yardımcılar), Medine’ye gelmiş olan Mekkeli Müslümanlar (Mu-hacirun=Göç edenler), dinleri dışında iyice Araplaşmış bulunan Benu Kaynu-ka, Benu Nadir ve Benu Kureyza adlı üç Yahudi kabilesini bir düzen içerisinde, birbirleriyle sürtüşmeden, karşılıklı anla­yış ve hoşgörü havası içinde yaşamaları­nı sağlama görevi de Hz. Muhammet’e kaldı. Hz. Muhammet Medine’de İslam dininin getirdiği ilkeleri yerleştirmek için çaba harcadı, ibadetin toplu olarak yapılması daha uygun görüldü. İlk ezanı yüksekçe bir yere çıkarak Bilal-i Habeşi okudu. Aynı sıralarda oruç ve zekat farz kılınarak islamın beş şartı tamamlandı. Namaz ilk zamanlarda Kudüs’e doğru kı­lınırdı. Hicret’in ikinci yılında inen bir ayetle (Bakara, 144′ kıble Kabe kabul edildi. Bir kervan çatışmasından sonra Müslümanlarla Kureyşliler arasındaki ilişkiler daha da gerginleşti. 9 Mart 624’te Suriye’den dönen büyük bir Mek­ke kervanını ele geçirmek amacıyla 300 kişilik bir kuvvetle Hz. Muhammet Be-dir’e kadar ilerledi ve Mekkelileri yenil­giye uğrattı (bak. Bedir Savaşı). Bu za­ferin ardından Ebu Sufyan komutasın­daki 3.000 kişilik bir kuvvet Medine’ye doğru yola çıktı. 21 Mart 625’te Medine yakınlarındaki Uhud Dağı’nın eteklerine ulaştılar. Savaş 23 Mart 625’te sabah başladı. Müslümanlar yenilgiye uğradı­lar (bak. Uhud Savaşı). Bu yenilgi, Me­dine yöresinde oturan bazı kabilelere ce­saret verdi. Bu olaydan sonra Nisan 627’ye kadar bir barış dönemi sürdü. Ay­nı yıl içinde Benu’l-Mustalik kabilesi üzerine bir sefer düzenlendi. Savaş son­rasında 2.000 deve, 5.000 koyun ve 200 kadın ele geçirildi. Hz. Muhammet’in bu dönemdeki temel amacı, Mekke ile Me­dine arasındaki kabilelere boyun eğdir­mek ve onları İslamlığa kazandırmaktı. Nisan 627’de 4000 kişilik bir Mekke or­dusu Ebu Sufyan’nm komutasında Medi­ne’ye doğru harekete geçti. Müslüman­lardan İranlı Selman-ı Farisi’nin önerisi üzerine Medine’nin etrafına hendek kazı­larak savunmaya geçildi. Hendeğin önü­ne gelen Kureyşliler, şimdiye kadar gör­medikleri bu savaş tarzı karşısında şaş­kına döndüler. Sonunda kente giremeye­ceklerini anlayan Kureyşliler Medi­ne’den uzaklaştılar, (bak. Hendek Sava­şı).

Devamı…

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here