Neo Klasik Dönem Hakkında Bilgi Osmanlı Devleti

0
161

Neo Klasik Dönem Hakkında Bilgi Osmanlı DevletiNeo-klasik dönem: 1890-1930 arasında Türk sanatına damgasını vuran eserlerin yapıldığı dönemdir. Bu üslupta eski kla­sik dönem eserlerinin benzerini modern biçimde ortaya koyma çabasının ağır bastığı görülür. Bu eserler arasında Lale­li Hava Kurumu evleri (bugün Ramada Oteli), IV. Vakıf Han, Sirkeci’deki Bü­yük Postane ve Ankara’daki Gazi Eğitim Enstitüsü (bugün Gazi Üniversitesi) gibi yapılar vardır.

Osmanlı mimarlığının özellikleri, ca­milerden sonra türbe ve medrese yapıla­rında görülür. 15. – 17. yüzyıllar arasın­da görülen anıtsal türbeler, mimarlık açısından üstün özellikler taşırlar. Bu türbeler, Selçuklular döneminde Anado­lu’da görülen, sekizgen kenarlı ya da dö­nerli kümbetlerin, klasik Osmanlı mi­marlık üslubuna göre, yuvarlak kasnak ve kubbeli tipini oluşturmaktadırlar. Medreseler ise, çok amaçlı bir yapı özel­liği gösterir. Çoğu, meşruta halinde, ca­mi, okul, medrese, imaret ve kitaplık bö­lümlerinden oluşur. Genelde tek katlı olan medreseler, üç yandan at nalı biçi­minde bir plan görüntüsü verirler ve üst­leri kubbelidir. Bursa’daki Muradiye Medresesi tuğla işçiliğinin çok güzel ör­neklerini ortaya koyar. Bunlardan başka Bursa’da yine II Murat’ça yaptırılan Sa­atli Medrese, Fatih dönemine ait Peykler Medresesi sözü edilmeye değerdir. Sahn-ı Seman Medresesi, yanındaki öte­ki sosyal kurumlarla birlikte, büyük bir külliye oluşturur ve yalnızca medrese bölümünde on altı yapı vardır. Süleyma­niye Darülhadisi de, çok amaçlı ve çok bölümlü bir külliye biçimindedir. İstan­bul’da bunlardan başka, birçoğu camile­re bitişik, pek çok medrese vardır. Saraylar: Osmanlı yönetim merkezini simgeleyen yapı olarak Topkapı sarayı, Osmanlı klasik saray anlayışını bütü­nüyle ortaya koyar. Eklenen yapılarla gelişen ve hem padişahın oturduğu yer, hem de yönetimin gerçekleştirildiği mer­kez olarak işlev gören Topkapı Sarayı, gösterişten uzak, ancak iç süsleme bakı­mından çok değerli bir sanat eseridir. Osmanlılar, Topkapı Sarayı’ndan başka İstanbul’un çeşitli yerlerinde, küçük bi­rer saray niteliği taşıyan köşkler ve ka­sırlar da yaptılar. Bu köşk ve kasırlar da­ha çok Boğaziçi, Haliç ve Üsküdar’da bulunuyordu. 19. yüzyıldan sonra, yine Boğaz kıyılarında, Avrupai tarzda birçok güzel saray yapıldı. Bunlar arasında Dol­mabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Beyler­beyi sarayı, Yıldız Sarayı, Göksu ve Ih­lamur kasırları sayılabilir. Hamamlar: Osmanlı toplumu, temizlik konusunda titiz bir anlayış sergilemiştir. Bu bakımdan birçok hamam yapılmıştır. Büyük camilerin çevresinde ve çarşıların yakınlarında yapılan hamamlar, genelde üç bölümden oluşurlar, a. Soyunma yeri (camikan), b. Soğukluk, c. Sıcaklık (ya da halvet). İlk Osmanlı hamamları Bursa ve İznik’te yapılmıştır. Daha sonra Edir­ne ve İstanbul’da birçok hamam yapıldı. Bunların başlıcaları: Bursa’daki Kaplıca (1389), İstanbul’daki en eski hamam ola­rak Samatya’daki Ağa Hamamı, Fatih Hamamı ve Mahmut Paşa Hamamı, yine Bursa’da Yeni Kaplıca, İstanbul’da Aya-sofya Hamamı, Bayezit Hamamı, Süley­maniye Hamamı, Mihrimah Sultan Ha­mamı sayılabilir.

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here