Yunus Emre Kimdir Hayatı Eserleri

0
108

Yunus Emre Kimdir Hayatı Eserleri Yunus Emre, şair (13.-14. yüzyıl) Risaletü’n Nushiyye (Öğütler Kitabı) mesnevisini 1307-1308’de yazdığını be­lirtisine, 1273’te öldüğü bilinen Mevlâna Celalettin Rûmî ile görüşmüş oluşuna bakarak 13. yüzyılda yaşadığı kabul edi­len Yunus Emre’nin yaşamı ve kişiliği üzerine kesin bir bilgi yoktur. Yazılı bir kayıt 1320-132İlerde öldüğünü gösterir. Olgunluk eserini son dönemlerinde ver­miş olduğu düşünülerek bir 14. yüzyıl şairi olarak da değerlendirilebilir.

Yunus Emre üzerindeki bütün bilgi­ler, kendi şiirlerindeki özelliklerden ese­rindeki dil ve kültür öğelerinden çıkarı­lır. İyi yetişmiş bir aydın olduğu, der­vişlik ülküsüne uygun gezgin bir yaşam sürdürdüğü, tasavvuf inancını yaymayı iş edindiği, Tapduk Emre adlı bir mürşi­de bağlı bulunduğu, divanının ölümün­den sonra başka kişilerce düzenlendiği anlaşılıyor. Buna göre, Yunus Emre; Di-van-Halk-Tekke Edebiyatlarının başlan­gıçtaki kesişme noktalarında Osmanlı Devleti’nin henüz kurulup güçlenmediği, Selçuklu Devleti’nin merkez gücünü iyi­ce yitirdiği bir çağda yaşamış olmanın hakkını veren, Türkçenin en büyük şair­lerinin başında gelir…. diyoruz. Yunus Emre; aruz ölçüsüyle gazeller yazdığı, Mesnevi yaratacak kadar bu kat kültürü­nün içinde bulunduğu halde halka dönük yönünü, oluşmakta olan Türkçenin yaşa­yan gücünü yitirmemiş, tasavvuf konula­rını işleyerek Tekke Şiiri’nin öncülüğünü yapmıştır. Bazı inceleyicilere göre de musammat uyaklı gazelleri simetrik ka­lıplarla yazılmış olduğu için, dize ortala­rından bölününce her beytin bir dörtlük biçimine dönüşümü olağandır. Dervişli­ği, amacı en iyi insan olmak ülküsüyle bütün insanları kaynaştırma olgunluğun­da değerlendiği için, kendinden sonraki bütün zaman dilimlerini etkilemiştir. Ya­şamı gibi ölümüne, mezarına da sahip çıkma yolunda birbiriyle yarışan Anado­lu insanı, kendi sesini ve özünü onun eserinde bulmuştur. Yalm ve içten, i-nançlı ve coşkulu, özgün ve kişisel, ulu­sal ve anonim bir kişiliğin toplamı olan Yunus, yaşamı konusundaki bilgilerin kısırlığı oranında halkın düş gücündeki söylencelerle zenginleştirilmiş benzersiz bir sanatçıdır. En büyük başarısı ise, duygu ve düşüncelerini iletmeye elveriş­li bir dilden yararlanması, 13.-14. yüzyıl Türkçesinin içine yer yer karışmış ya­bancı öğelere karşın, dilimizin ana yapı­sını koruyarak büyük yatkınlık ve usta­lıkla kullanışıdır. Anadolu iklimindeki

Türkçenin en büyük ilk sanatçısı olan Yunus; sağduyulu insan sevgisine, top­lum kardeşliğine, dinler-mezhepler-tari-katleri aşan evrensel bir kaynaşma özle­mine…. yaslanan konularıyla zengin bir öz getirmiş, yüzyıllar sonraki ulusal be­ğeninin ekseni durumuna gelmiştir. Tak­lit edilen her sanatçı gibi Yunus’un izle­yicileri de zamanla çoğalmış, asıl Yunus ile öteki Yunus’larm ürünleri birbirine karıştırılmıştır. Elimizdeki en eski yaz­ma divanların bazıları yaşadığı çağa yak­laşmaktadır. Yine de ad benzerliği, tari­kat ve ülkü yakınlığı, ölçü-uyak-biçim-konu ortaklıkları yüzünden bu ürünlerin sağlıklı bir kesinlikle ayıklanıp arıtılma­sı olanağı bulunamamıştır. Prof. M. Fuat Köprülü’nün uyarıcı emeğiyle Yunus’a yönelmemiz dün denecek kadar yakın geçmiştedir: Türk Edebiyatında ilk Mu­tasavvıflar (1918). Kitaplıklarda ve bi­lim adamlarının ellerinde bulunan çeşitli nüshaların karşılaştırılmasıyla Yunus Emre Divanı, Burhan Toprak ve Abdül-baki Gölpınarlı’ca hazırlanıp birçok kez basıldı (Toprak, 1933/1934, 5. bas. 1972; Gölpınarh: 1934’ten başlayarak çeşitli boyutta, eklemeli, açıklamalı ba­sımlar; ayrıca Yunus Emre Oratoryosu’ nu hazırladı (1946). Yaşamı romanlaştı-rıldı (Nezihe Araz, 1974; Kemal Tahir’in Devlet Ana romanında- 1967- bir roman kişisi olarak değerlendirildi. Şiirleri- de­ğişik yayınevlerince yeniden sürüldü: Milliyet, 1971 Cahit Oztelli; Tercüman (1001 Temel Eser Dizisi, 1972). Büyük bir şairde rastlanan değişik yönleri yeni yorumlarla anlamlandırmak isteyen gün­cel bakışlardan biri de Sabahattin Eyu-poğlu’nun çalışması oldu: Yunus Emre (1972).

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here