Hz. Muhammedin Hayatı 3 (devamı)

0
91

Kureyşliler sefer yapmanın gerek­sizliğine inanarak mallarını koruma çabası içine girdiler. Hz. Muhammet bazı yardımlarla Medinelilerin düşmanlığını azaltırken, Mekke reisi Ebu Sufyan’ın Müslüman olan, Habeşistan’a göç eden ve orada eşi ölen kızı Ummü Habibe ile evlenerek dostluğu pekiştirmek istedi. Bu dostluk girişimlerinden sonra Hz. Muhammet, Medinelilere hac amacıyla Mekke’ye gideceğini duyurdu. Mart 628’de Müslümanlara hac amacıyla Mekke’ye gidecekleri için kurbanlarını yanlarına almalarını ve savaş yapılmaya­cağı için silahsız olmalarını buyurdu. Mekkeliler, Müslümanların Mekke’ye girmelerini engellemem için Cidde yolu üzerinde bulunan Hubeydiye’ye asker gönderdiler. Hz. Muhammet ve yanında­kiler de aynı yere gidip konakladılar. Sürdürülen bir dizi görüşmeye karşın Mekkeliler Müslümanların kente girme­lerine izin vermediler, bu kez uzlaşma yollarını aradılar ve Hz. Muhammet île görüşmek üzere bir heyet gönderdiler. Görüşmeler sonunda Kabe’nin gelecek yıl ziyaret edilmesine karar verildi. Hz. Muhammet ile Mekkeliler arasında 10 yıl sürecek bir barış antlaşması imzalan­dı. Mekke’ye girilemeyeceği kesinleşin-ce Kabe’de kesilmek üzere getirilen kur­banlar Hudeybiye’de kesildi. Hz. Mu­hammet saçlarını kestirdi, Müslüman er­keklerin de aynı şeyi yapmalarını buyur­du. Dönüşte Hayber Kenti ele geçirildi, vergiye bağlandı (628), bölgede bulunan Yahudi yerleşmeleri de yeni İslam Dev­leti’nin topraklarına katıldı. Hz. Muham­met güçlenen İslam Devleti’nin etkisini görmek için sırlarının yakınlarında bulu­nan o dönemin güçlü devletleri olan Bi­zans İmparatoru Herakleios’a, Sasani Hükümdarı Kisra’ya, Mısır Valisi Mu-kavkıs’a, Habeşist Kralı Necaşi’ye ve da­ha birçok hükümdara Müslümanlığı ka­bul etmeleri için elçiler gönderdi.

Hudeybiye Antlaşması’nm üzerinden bir yıl geçince, antlaşma gereğince Mart 629’da Hz. Muhammet beraberinde 2. 000 kişi olduğu halde Kabe’yi ziyaret et­mek amacıyla Mekke’ye geldi. Mekkeli­ler kenti boşaltıp dağlara çekildiler. Müslümanlar önce Kabe’yi tavaf ettiler, daha sonra Merve ile Safa tepeleri ara­sında koştular. Merve tepesinde kurban­lar kesildi, erkekler saçlarını kestiler. Böylece umre tamamlanmış oldu. Ertesi gün Hz. Muhammet Kabe’ye girdi ve öğ­le namazına kadar burada kaldı. Öğle na­mazı okunduğunda topluca namaz kılın­dı. Mekkelilerin Müslümanlara tanıdığı üç günlük süre dolduktan sonra Mekkeli­ler kente girdiler ve boşaltılmasını istedi­ler, Müslümanlar topluca Mekke’den ay­rıldılar. Mekke ileri gelenleri yavaş yavaş Müslümanlığı benimsemeye baş­ladılar. İki ünlü komutan Halit bin Velit ile Amr İbnül As da bunlar arasındaydı. İslam Devleti hızla büyüdü. 629’da ev­latlığı Zeyd bin Harise komutasındaki 3.000 kişilik İslam Ordusu, Mute yakın­larında 100.000 kişilik Bizans Ordusu’ nca ağır bir yenilgiye uğratıldı. Kureyşli-ler artık Müslümanlarla savaşmaktan vazgeçtiler. Ancak Hz. Muhammet Mek­ke’ye son darbeyi vurmak için fırsat kol-luyordu. Müslüman bir Bedevi kabilesi ile Kureyşlilerin çatışması Hudeybiye Antlaşması’nın bozulması için gerekçe oluşturdu. Hz. Muhammet Mekke’nin ele geçirilmesi için daha iyi bir fırsat bu­lunamayacağını düşünerek sefer hazırlı­ğına girmelerini buyurdu. 630 Ramaza­nında yola çıkıldı. Müslüman kabi­lelerinde katılmasıyla Mekke’ye ulaşıldı­ğında Müslümanların sayısı 10.000 kişi­yi aştı. Kentin karşısındaki Mer-er-Zahran’da karargâh kuruldu. Gece her asker bir ateş yaktı. Müslümanların çok­luğu karşısında çarpışmaktan vazgeçildi. Ebu Süfyan, Hz. Muhammet ile görüşe­rek genel bir af dileğinde bulundu. Af dileği kabul edildi. Müslümanlar çarpış­madan Mekke’ye girdiler. Hz. Muham­met doğru Kabe’ye gitti, yapının içinde bulunan yaklaşık 360 kadar putun kırıl­masını buyurdu. Bu tutum karşısında Mekke halkının hemen tümü Müslüman oldu. İslam Ordusu 12.000 kişiyi buldu Hevazin kabilesiyle Huneyn’de karşılaş­tı. Müslümanların ani bir ok yağmuruna tutulması yenilgi getirecekken Hz. Mu­hammet’in soğukkanlı davranması boz­gunu önledi. Orduyu toparladı, karşı sal­dırıya geçerek düşmanın dağılmasını sağladı. Pek çok ganimet bırakarak Taif yönünde kaçtılar. Müslümanlar ganimet­leri paylaştıktan sonra Hz. Muhammet Taif üzerine yürüneceğini söyledi. Kent 40 gün süreyle kuşatılmasına karşın ele geçirilemedi ve Mekke’ye’dönüldü. Aynı yılın sonlarına doğru Taif Kenti de Müs­lümanlığı kabul etti. Bu arada Kuzey Arabistan’da yaşmayan Hıristiyan Araplar da kısa sürede Müslümanlığı benimsedi- -ler. Ancak tüm uğraşılara karşın Güney Arabistan’da yaşayan Araplar Hıristiyan­lığa bağlı kalmayı sürdürdüler, Hz. Mu­hammet’e vergi verdiler. Hicretin doku­zuncu (631) yılında genişleyen devletin yönetsel düzenlemesi yeniden ele alındı. Vergilerin toplanması bir düzene bağlan­dı, hac farz kılındı, Müslüman olmayan­ların Kabe’ye yaklaşmaları yasaklandı. Yöredeki birçok kabile Müslümanlığa katıldı. Birkaç hafta sonra da Medine’ye dönüldü. Bu sefer sonunda İslam Devle-ti’nin sınırlan geniş bir alana yayılmış oldu. Hicretin onuncu (632) yılında Hac amacıyla binlerce Müslüman Arafat’ta toplandı. Tahminlere göre Hz. Muham­met’in verdiği hutbeyi 140.000 kişi din­ledi. Hz. Muhammet’in son haccı olduğu için hacca “Veda Haccı” dendi.

Veda haccından sonra Hz. Muham­met bir ara hastalandı, sefer hazırlıkları sırasında hastalığı ilerledi, mescide gide­meyecek kadar güçsüzleşti. Yerine Ebu-bekir Müslümanlara namaz kıldırdı. Bir ara iyileşir gibi oldu ve mescide gelerek Ebubekir’in imamlığında namaz kıldı ve Müslümanlara öğütler verdi. Ancak erte­si gün durumu iyice ağırlaştı. Eşi Ay­şe’nin kucağında öldü. Kaynakların be­lirttiğine göre ölüm tarihi 8 Haziran 632 pazartesi günüdür. Hz. Muhammet Me­dine’de, yaptırdığı mescite bitişik bir ev­de yaşıyordu. Bugün Arabistan ve Suri­ye’de rastlanan eski tip evlerde olduğu gibi bir avluya açılan ve girişi ancak bu avlu boşluğundan oluşan birkaç odalık kerpiç bir evde gösterişten uzak bir ya­şam sürdü. Ölümünden sonra geride ka­lan mirası devlet malı işlemi gördü. Hz. Muhammet’in eşlerinden 7 çocu­ğu oldu. Mariye’den doğan ve küçük yaşta ölen İbrahim’in dışmda öteki ço­cuklarının annesi Hatice’dir. İlk çocuğu Kasım da çok küçük yaşta öldü. Beşinci çocuğu, en ünlüsü olan Fatma’dır. Hz. Muhammet’in amcası Ebu Talip’in oğlu Ali ile evlendi. Hz. Muhammet’in soyu onun çocuklarıyla yürüdü. (Hasan, Hü­seyin). Fatma babasının ölümünden altı ay sonra öldü. Hz. Muhammet ölümün­den bir gün sonra öldüğü yer olan eşle­rinden Ayşe’nin odasmda toprağa veril­di. Zaman içinde bu türbe değişikliklere uğrayarak günümüzdeki biçimini aldı.

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here