Osmanlı Devletinde Ekonomi Hakkında Bilgi, Kısaca Konu Özeti

2
396

Osmanlı Devletinde Ekonomi Hakkında Bilgi, Kısaca Konu Özeti, ödev araştırması, detaylı bilgi,

E-OSMANLI DEVLETİ’NDE EKONOMİ

A- Klasik Dönemde Osmanlı Ekonomisi
• Osmanlı Ekonomisinin iki temel unsuru insan • ve topraktır.

a. İnsan unsuru:
• İlk nüfus sayımı 1831’de yapıldığı için daha öncelere ait nüfus durumu hakkında tahrir defterlerinden bilgi sahibi olunabilmektedir. Kaza ve sancakların erkek nüfusu ve onların ödeyecekleri vergi miktarları tahrir defterlerine kaydedilmiştir.
• XVI.yy.dan itibaren bütün Akdeniz çevresinde büyük bir nüfus artışının meydana gelmesi Osmanlı dev-letinde de etkisini gösterilmiştir. Fakat nüfus artışına bağlı olarak üretimde aynı oranda artış gerçekleşmemiştir.
• Nüfusun artmasına paralel olarak işlenen toprak alanının artmaması tımar sisteminin bozulmasının sebeplerinden biri olmuştur.

b. Toprak:

• Osmanlı Devleti’nde topraklar, çeşitli gruplara ayrılmıştır, bunlar;

1- Öşür topraklar; Müslüman halkın kullandığı
topraklardır. Miras bırakılabilir, vakıf yapılabilir ve
alınıp-satılabilirdi.
2- Haraç topraklar; Gayr-i müslümlerin kullandığı topraklardır.
3- Miri topraklar; Doğrudan devlete ait topraklardır. Dirlik, ocaklık, yurtluk, paşmaklık, malikane ve mukataa gibi bölümlere ayrılmıştır.

Dirlik toprakları; has zeamet ve tımar olmak üzere temel üç kısma ayrılmıştır. Yıllık geliri 3 bin-20 bin akçe arası olan topraklara tımar, 20 bin-100 bin akçe arası olan topraklara zeamet, 100 bin akçeden fazla geliri olan topraklara has denilmiştir.

Dirlik sistemi sayesinde üretim artırılarak devlet gelirleri yükselmiş, devlete yük olmadan asker beslenebilmiş ve küçük yerleşim birimlerinde devlet otoritesi ve güvenliği sağlanmıştır.

Ocaklık, kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılmıştır.

Yurtluk, genellikle sınır boylarındaki akıncılara verilmiştir.

Paşmaklık, padişahın kızları ve ailesine ayrılmıştır.

‘ Malikane, üstün hizmetleri karşılığı bazı devlet görevlilerine verilmiştir.

Mukataa, geliri doğrudan devlet hazinesine ayrılmış topraklardır.

Bunlardan başka geliri cami, medrese ve sağlık hizmetlerine yönelik vakıf toprakları vardır. Bunlardan vergi alınmamıştır.
• Topraklar zamanla ekabir çiftlikleri denilen ve genellikle ayan adıyla bilinen varlıklı kişilerin elinde toplanmış bu durum toprak mülkiyetinde özelleşmenin başlamasına neden olmuştur.
• Osmanlı devletinde tarım politikasının istenilen biçimde sürdürülebilmesi için uygulanmış en önemli sistem tımar sistemidir. Mülkiyeti devlete, tasarrufu köylüye, vergisi sipahiye aittir.
• Tasarruf sahibi olan köylü, çiftini tasarruf ederken; sebepsiz olarak toprağı terkedemez, üç yıl üstüste toprağı işlemeden bırakamaz ( bu durum ortaya çıkarsa, sipahi toprağı ondan alınıp başkasına verilebilir). Ayrıca köylü ürettiği ürünün öşür, salariye ve raiyyet rüsumu adı altında toplanan diğer vergilerini sipahiye vermek zorundadır.
• Köylüden vergi alma hakkına sahip olan sipahinin; köylünün güven ve düzen içinde yaşamasını sağlamak, üretim araçlarının tohum ve gübre ihtiyaçlarının temin edilmesine yardımcı olmak, hasat zamanını bekleyerek vergiyi en yakın yerde teslim almak gibi yükümlülükleri vardır.

c. Sanayi

• Osmanlı Devleti’nde üretim arz-talep dengesi içerisinde gerçekleştirilmiştir. Üretim, tüketim ve fıatlandırma hususlarında muhtesip denilen görevli kontrol yetkisine sahiptir.

 

• Bursa’da ipek, Ankara’da tiftik, Selanik’te çuha, Bulgaristan da aba üretimi hayvancılığı, önemli sanayilerin hammaddesi durumuna getirmiştir.
• Maliyete ilaveten %15 lik kar payına narh vermek denirdi.
• Konya ve Karaman’da pamuklu dokumacılık, Tokat’ta bakırcılık, Ankara’da sofçuluk, Bursa’da ipekçilik ve kadife dokumacılığı, Selanik’te çuhacılık Bulgaristan’da aba ve kıl dokumacılığı gelişmiştir.
• Osmanlı Devleti çok geniş alanlara egemen olarak güven sağlamış, farklı bölgeleri bir yönetim altında toplaması iktisadi birliğin oluşmasını da sağlamıştır.

d. Ticaret
• Menzil örgütü ile devlet, resmi haberleşmedeki güven ve hızı sağlamak için her menzilin yani konaklama noktasının çevresindeki bazı köy ve kasabaları, belirlenen yerde dinlenmiş ulak hayvanı bulundurmak ve habercilerin ağırlanmasını sağlamakla yükümlü kılmıştır. Buna karşı onları vergi dışı bırakmıştır. Bunun yanında ana yollar derbentçilerin denetiminde olmuştur.
• Bursa’dan, Suriye ve Mısır’a demir, kereste ve dokuma ürünleri satışı yapılmıştır.
• Batı Anadolu’da pamuklu ve halı sanayi, İstanbul’da ipek ve çuha sanayi, Ankara ve Kastamonu’da sof, Edirne’de ayakkabı ve silah sanayi gelişmiştir. Özellikle Bursa’daki ipek sanayinden Ankara’daki tiftik keçisinin yününden yapılan sof, dış ticarette önemli bir yere sahip olmuşlardır.
• Sırbistan gümüşü dış satımı yasaklanmış; Lehistan, Kırım ve Rusya’ya baharat, pamuklu ve ipekli kumaşlar satılarak karşılığında hayvan, kürk, yağ ve buğday alınmıştır.
• Geniş bir alanda egemenlik kurulması, yolların güvenliğinin sağlanması ve han gibi konaklama yerleri oluşturulması ticari faaliyetleri geliştirici unsurlar olmuştur.

e. Devlet Gelirleri (Maliye)

• Devletin temel gelir kaynağı reayanın ödediği vergilerdir. Osmanlı vergi düzeninde vergiler şeri ve örfi vergiler olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

1- Şer’i vergiler: Şeriata uygun olarak alınan vergilerdir.

Öşür: Müslüman üreticilerin ürününden aynı olarak alınan (onda bir) vergidir.

Haraç: Gayr-i müslimlerin kullandığı arazilerden alınan vergidir. Bu araziler müslümanlara geçse dahi bu vergi yine alınırdı.

Cizye: Gayr-i müslimlerin ev reislerinden alınan baş vergisidir.

2- Örfi vergiler: Padişahın iradesi ile alınan vergilerdir. Bunlara raiyyet rüsumu da denirdi.

Resm-i çift: Çifçinin, toprağının büyüklüğüne, evli veya bekar olmasına göre alınan vergidir.

Niyabet rüsumu: Yöneticilerin yönetim sırasında reayadan aldıkları vergidir. Suçlulardan alınan cerimeler de bu grup içinde yer almıştır.

Borçlar ve gümrük resimleri: Tüccarlardan alınan vergilerdir.

Bu tür olağan vergilerin dışında, olağanüstü durumlarda avarız adıyla da vergi toplanmıştır.

Ayrıca toprağını boş bırakan köylülerden çiftbozan vergisi alınmıştır.

Osmanlı Devleti, vergi alınması gereken topraklarının bir kısmını da daha önce belirtildiği gibi dirlik sistemine ayırmıştır.

Osmanlı Devletin’de 16. yüzyılın sonlarına kadar hazine gayet rahat ve büyük imkanlara sahip iken bu yüzyılın sonlarından itibaren her alanda başlayan bozulma hazineyi de etkilemiştir.

B- Dünyanın Değişen Şartları Karşısında Osmanlı Ekonomisi

16. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa’da meydana gelen hızlı değişme ve gelişme, buna karşı Osmanlı Devleti’nde artan nüfus ve toprak sisteminin bozulması Osmanlı ekonomisinin zor duruma düşmesine neden olmuştur.

18. yy’dan itibaren tımar sisteminin bozulmasının sonucunda topraklar ve çiftlikler ayan ailelerinin elinde toplanmaya başlamıştır. Mülkiyete yönelik toprakların oranı artmıştır.

Avrupa’da özellikle 18. yy’dan itibaren değişen ekonomik şartlar Osmanlı Devleti’ni de büyük ölçüde etkilemiştir. Bursa’da üretilen ipekler ve Ankara’da üretilen sof kumaşları ticaretteki önemini kaybetmeye başlamıştır.

19. yüzyıldan itibaren Osmanlı lonca üretiminin büyük ölçüde çöküntüye uğraması ve Avrupa, mallarının Osmanlı pazarlarında rakipsiz duruma gelmesi Osmanlı Devleti’ni bazı tedbirler almaya
yöneltmiştir. Bakırköy’de bez fabrikası, Hereke’de dokuma fabrikası kurulmuştur. Fakat bunlar
Avrupa’nın Osmanlı Devleti üzerindeki ekonomik etkinliğini kıramamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Avrupa ekonomisine ayak uydurmaya çalıştığı ve Avrupa teknolojisinden yararlandığı ilk önemli atılım demiryolu olmuştur. İlk kez Aydın Turgutlu arasında demiryolu açılmıştır.

Avrupa mallarının hızla Osmanlı ülkesine girmesi Osmanlı Devleti’ndeki üretimin bunlarla olan rekabet gücünü azaltmıştır.

1838 Balta Limanı Anlaşması’yla ihracaat vergisinin artırılıp ithalat vergisinin azaltılması Osmanlı Devleti’nin yan sömürge durumuna düşmesine neden olmuştur.

Osmanlı Devleti’nde ilk banka 1847’de Bank-ı Dersaadet adıyla açılmıştır. Daha sonra Bank-ı Osmani Şahane adını almıştır.

19. yy’da iç ve dış borçlanmaya gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Özellikle dış borçlanmada zor duruma düşen Osmanlı Devleti 1881’de Muharrem Kararnamesi denilen karar ile, borçlarını ve faizlerini nasıl ödeyeceğini, alacaklı devletler ve temsilcileriyle anlaşarak belirlemiştir. Bu husus için Duyun-ı Umumiye İdaresi diye bir komisyon kurulmuştur. Bu Osmanlı idaresine bağlı bir kurum görünümünde olmasına rağmen, yabancı temsilcilerin üye olarak bulunduğu bir kurumdu ve Osmanlı Devleti’nin bazı vergileri bu kurum tarafından toplanarak alacaklıların hesaplarına mahsup ediliyordu.

Doğal olarak bu durumda Osmanlı Devletinin ekonomik bağımsızlığını kaybettiği anlamına geliyordu.

Borçlanma, Birinci Dünya Savaşı’na kadar devam etti ve sonuçsuz bir serüven halinde Lozan’a kadar sürdü.

2 Yorum Yapıldı

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here