2. Abdülhamit Kimdir, Hayatı

1
121
2. abdulhamit kimdir, hayatı hakkında bilgi
2. abdulhamit kimdir, hayatı hakkında bilgi

ABDÜLHAMİT II.

(1842-1918). Osmanlı imparatorluğu padişahla­rının otuz üçüncüsüdür. Abdülmecit’in ikinci oğludur. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine çıkarılan Murat V. in akıl bozukluğuna uğraması yüzünden 1876 yılında imparatorlu­ğun başına getirilmiştir. Tarihçilere göre, or­ta derecede bir kültüre sahip olmasına karşı­lık, son derece zeki ve kurnaz bir kişiydi. Şeh­zadeliği sırasında bağımsızlık içinde yaşamış, amcası Abdülaziz’le birlikte Avrupa gezisine katılmış, çeşitli ülkeleri görmüş ve çağının türlü düşünce akımlarıyla karşı karşıya gelmiş bunların gerçek nedenlerini enikonu kavramıştı.

Abdülhamit’in tahta çıktığı dönem, impara­torluğun en karışık olduğu bir dönemdir. Balkan ülkelerinde kaynaşmalar ve yer yer ayak­lanmalar başlamıştır. Bosna Hersek ve Bul­garistan’da baş kaldırmalar olmuştur. Sırbis­tan ve Karadağ savaşları sürüp gitmektedir. Doğu problemlerinin çözümü için İstanbul’da elçilerle bir konferans toplanmış ve Abdülha­mit verdiği sözü yerine getirerek Kanunu Esasi-(Anayasa) yi ilân ettirmiştir. Bu arada toplanan konferansın kararlarını devlet erkâ­nından kurulu olağanüstü meclis kabul etme­miş ve Sadrazam Mithat Paşa. Abdülhamit’e. görevinin ne olduğunu ağır bir dille hatırlnian bir tezkere yazınca Abdülhamit de kendisini sadrazamlıktan azledip sürgüne göndermiştir.

Anayasanın ilânından sonra Abdülhamit se­çimleri yaptırmış ve Millet Meclisini toplan­tıya çağırmıştır. Arada Rusya’nın savaş açma tehlikesini engellemek amacıyle İngiltere’nin çağrısı üzerine Londra’da toplanan konferan­sın kararlarım Millet Meclisine aktarmış. Meclis, bu kararları ve Rus isteğim kabul et­meyince Rusya. Romanya ile birlikte Osmanlı imparatorluğuna karşı savaş açmıştır

Bu savaş sırasında Türk orduları yer ver başarı kazanmamış değildir. Fakat savaş saraydan yönetilmekte olduğundan Osmanlı orduları Rumeli ve Anadolu cephelerinde yenilgilere uğratılmıştır.

Bu durum öteden beri meclisten ve meclis çalışmalarından hoşnut kalmayan Abdülhamit için yeterli bir sebep olmuş ve Meclisi kapatarak dağıtılması yoluna gitmiştir.

Yenilgi ve bozguna uğramış Os­manlı ordusunun ardından İstanbul kapılarına kadar gelip dayanan Ruslarla Ayastefanos (Yeşilköy) antlaşması imzalanmıştır. Belli bir zorunluk karşısında imzalanan Ayastefanos antlaşması ağır koşullar  öne sürmekteydi.

Bu koşulları biraz olsun hafifletmek amacını güden Berlin konferansında Balkan devletlerinin imparatorluktan aldıkları toprakların bir bö­lümü geri verilmiş, fakat arada savaşa katıl­mamış birçok Batılı devlet Osmanlı imparatorluğundan diledikleri yerleri kendi toprak­larına katmışlardır.

Avusturya Macaristan, sözde geçici olarak Bosna-Hersek’i. Yunanis­tan Tesalya’nın bir bölümünü. İngiltere Kıbrıs adasını ve İranlılar da doğu kesiminden bir bölümü böylece ellerine geçirmiş oldular.

Abdülhamit,bu sıkışık durumu kendi çıka­rına kullanmanın yollarını aramış ve bulmak­ta da gecikmemiştir. Ülkeyi zorbalıkla yönet­mek amacını güttüğünden, otuz ikinci Osmanlı padişahı Abdülaziz’in gerçekte bilek damar­larını keserek canına kıymadığını, tersine gü­nünün ileri gelen devlet adamları eliyle öldürüldüğünü öne sürmüş bununla ilgili olarak Yıldız’a bir mahkeme kurdurmuştur.

 

Zorlama mahkeme, suçlu olarak Mithat Paşa ile Damat Mahmut ve Damat Nuri Paşa­ları yargılamış ve Ölüme mahkûm etmiştir. Sonradan ölüm cezalan kalebentliğe döndü­rülmüş ve üç devlet adamı sürgüne gönde­rilmiştir. Bunlardan Damat Nuri Paşa sürgün yollarında Ölmüş Mithat Paşa İle Damat Mah­mut Paşa da kalebent oldukları Taif zindan­larında Abdülhamıt’İn buyruğuyla boğdurulmuşlardır.

Bütün bu olumsuz davranışlarla birlikte, ül­kenin durumu kötüye gidişte bir değişme gös­termemiş, kısa sürede türlü kötülükler ve acı­lar birbirini izlemeye başlamıştır. Dış baskı­lar artmış, imparatorluk topraklarına göz di­ken batılı uluslar bu güçsüz durumu fırsat bilip topraklarına saldırmaya başlamışlardır. Fransızlar Tunus’u (1881). İngilizler Mısır’ı (1882). Bulgarlar Doğu Rumeli’ni (1885) elle­rine geçirmişlerdir. 1897 yılında Yunanistan Girit ayaklanmasına yardı…a yeltenince sa­vaş çıkmış, başarıyla sonuçlanmasına karşı­lık, büyük Batılı devletlerin baskılarıyla Girit, bağımsızlığına kavuşarak Osmanlı imparator­luğu yönetiminden çıkmıştır.

Abdülhamit’in yönetim dönemi, dünyanın her alanda hızla  değişmelere uğradığı bir dönem­dir. Batının büyük ilerleme ve gelişme kay­dettiği bu dönemde. Osmanlı imparatorluğu olduğu yerde kalmış, din baskısı artmış, dev­let yeteneksiz kişilerin yönetimine bırakılmış ve kapitülasyonlar bütün gücüyle baskısını ço­ğaltmıştır. Arada başarılan Hicaz demiryolu. Yabancı sermaye yardımıyla Anadolu ve Ru­meli’deki bir bölük demiryolu yapımı. Mülkiye Mektebi. Hukuk ve Medrese i Mülkiye mekte­binin kuruluşları. Darülfünun (Üniversite) un yeniden açılışı, orta öğretimin genişletilmesi gi­bi olumlu işler de yok değildir ama bunlar günün gidişine göre yetersiz çabalardır.

Bunların yanı sıra yabancılara sayısız ay­rıcalıklar verilip tanınmış 1881 yılında Muhar-ım kararnamesiyle Düyunu Umumiye idare­si kurulmuştur. Anlaşma gereğince bu idare de Tütün Rejisinin Osmanlı Bankasının Anadolu Demiryolları Müdürlüğünün – bunların hepsi de yabancı kuruluşlardı— yanı sıra dev­letin ekonomik ve siyasal gücünde söz sahibi olmuşlar, yönetim sorumluluğuna karışmışlar­dır. Bütçesiz yönetim ekonomik bunalımı da birlikte getirmiş, devlet memurlarının maaş­ları ödenemez olmuştur.

içteki baskıcı yönetim ve dıştaki sürekli ba­şarısızlıklar, ülkede ister istemez bir hoşnut­suzlar çoğunluğunu yaratacaktır. Nitekim yö­netime karşı olanlar aralarında birleşmişler ve gizli dernekleşmelere gitmişlerdir. Bunlar­dan İttihat ve Terakki Cemiyetinin yaygın pro­pagandası Makedonya’daki uyanık ve ilerici subaylar arasında büyük ilgi gördü ve kolay­lıkla benimsendi.

Selanik ve Manastır illerinde baş gösteren askeri   ayaklanmalar  sarayın   gözünü  kor­kutmuş ve Abdülhamit ikinci  defa olarak Anayasayı ilân etme zorunda kalmıştır. Ana yasanın getirdiği özgürlük havası yine pek kısa sürmüş  buna karşılık Avusturya-Macaris-tan geçici olarak topraklarına kattıkları Bosna-Hersek’i bütünüyle aldıklarını açıklamışlardır.

Bulgaristan bağımsızlığını açıklamış, Girit Yunanistan’ın olmuştur. Ülke kısa za­manda karışıklıklarla yer yer kaynaşmaya başlamış, gösteriler gösterileri izlemiştir. Ku­rulu siyasal partiler de ortaklaşa anlaşmadan uzak, birbirlerine düşmüşler, anlamsız çekiş­melere girişmişlerdir İttihat ve Terakkiye karşı basının kışkırtması sonucu avcı tabur­larında gericilik hareketine yönelinmiş 1909 yılının ünlü 31 Mart olayı patlak vermiştir.

Rumeli yakasındaki devrimci subayların dü­zenledikleri Hareket Ordusu, bunun üzerine İs­tanbul’a gelmiş ve ayaklanmayı bastırmıştır. Ayaklanmanın kışkırtıcısı ve baş suçlusu ola­rak Abdülhamit görülmüş ve bu nedenle tahtından indirilmiştir.

Abdülhamit. Selanik ilin­deki Alatini köşkünde oturmaya zorunlu tutu­lurken, yerine kardeşi Reşat, Mehmet V. adiy­le tahta çıkarılmıştır. Balkan savaşı sırasında İstanbul’a getirtilen Abdülhamit. ölümüne ka­dar Beylerbeyi sarayında yaşamıştır.

1 Yorum

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here