3. Selim Sultan Yeni Askeri Düzen İsteği

0
56

sultan 3. selim3. selim sultan dönemi yeni askeri düzen isteği, yeni ordu düzeni istemesi,

Sultân III. Selim’in öteden beri mo­dern silâhlarla donatılmış talimli as­kerler istediğini, yenileştirme arzusu taşıdığını belirtmiştik. Ama bunun ye­niçeriler arasında doğuracağı tepkileri de hesaplaması lâzımdı. Bu bakımdan bazı paşalar ve özellikle Şeyhülislâm, acele edilmemesini tavsiye ediyorlar­dı. Padişaha göre ise kaybedilecek va­kit yoktu. Bir an önce yeni orduyu kur­malı, sınırlarda her an çıkabilecek sa­vaşlarda, eskiyen yeniçeri yerine bu ordu yer almalıydı.

Bu inançla “Nizam-ı Cedîd” ordusu­nu kurmaya başladu Aslında yeniçeri ve sipahilerin tepkisinden o da çekini­yordu. Bunun için yeni ordu Bostancı ocağına bağlanmış, adına da “Bostan­cı Tüfekçisi Ocağı” denilmişti (24 Şu­bat 1793).

Acı ki yeni orduyu eğitecek kabiliyet­te subay yoktu. Eğitim de eskimişti. Önceleri, Anadolu’daki büyük toprak sahiplerine küçük yaşta verilerek mü­kemmel şekilde yetiştirilen yeniçeri­ler, büyük zaferler kazanıyordu. Son­raları bu usul terk edilmiş, önüne gelen orduya alınmış, eğitim işleri tavsamıştı. Yeniçeriler, “Biz talime çıkmayız” diyorlardı, “cihanın yarısını talim ile değil, savaşarak aldık, bize ülke göste­rin, yine alalım.”

Diyorlardı, ama gösterilen ülkeleri almak şöyle dursun, kendi memleket­lerinden toprak kaybediyorlar, son sa­vaşlarda hemen her zaman yeniliyor­lardı. Yeniçeri ocağmm başarıları git­miş, geride sadece eski başarılarla övünen bir güruh kalmıştı.

Buna rağmen, acaba yeniçeri ocağı düzeltilemez miydi? Acaba eski haline getirilemez miydi? Bazı tarihçiler “Düzeltilemeyecek kadar bozulmuştu, ortadan kaldırılması lâzımdı” derken, çoğunluk “Yeniçeri ocağı, eskiye sadık

 

kalınarak tekrar düzenlenmeliydi” de­mektedir. Nitekim Sultan IV. Murad, tarihinin en bozuk dönemini yaşayan yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünme­miş, onu düzeltmeye çalışmıştır. Bunu başarınca da Bağdat’ın üstüne yürü­müş ve büyük bir zafer kazanmıştır. Demek oluyor ki, başıbozuk, tam bir çapulcu kalabalığı haline gelmiş yeni­çeri ocağından, Sultan IV. Murad, fatih bir ordu çıkarmıştır. Bunun yerine ye­niçeri ocağını ortadan kaldırmak, ya da başka bir ordu kurmak istemiş ol­saydı, çıkacak kargaşa belki devleti savuracak, Bağdat’ın fethi şöyle dur­sun, İstanbul’u korumak dahi güçleşe­cekti.

Nizam-ı Cedid’in kurulmasına 1602 asker ve subayla başlandı. Sonradan bin kişiye çıkarıldı. Yeni orduya, Fran­sa ve İsveç’ten öğretmenler getirildi.

Subay öğretmenler, yeni ordunun eğiti­miyle meşgul oluyor, modern usullerle asker yetiştiriyorlardı.

Dışardan uzman getirtmek de o za­manın şartlarında hoş karşılanmamış­tı. Önce eğitime razı olan yeniçeriler, yabancı subaylara birkaç ay taham­mül edebildiler. Yabancı subayların namaza dahi izin vermemesine kızdı­lar ve bunu bahane ederek eğitim ala­nına çıkmamaya başladılar. Sonuçta “Talim gâvur icadıdır, biz yapmayız” deyiverdiler.

Nizam-ı Cedid, bir yandan İstanbul’­da Padişahın derin ilgisi, devlet adam­larının sürekli teftişleriyle hazırlanır­ken, eyalet valilerine de fermanlar gönderilip Nizam-ı Cedid birlikleri kur­maları emredildi. Yeniçeriler kendile­rini sahipsiz ve himayesiz hissetmeye başladılar. Üvey evlât muamelesi gör­mekten yakınıyor, dertlerini saraya ulaştırmaya çalışıyorlardı. Ama Padi­şah bütün ilgisini ve dikkatini yeni or­duya çevirmişti. Yeniçerilerle fazla alâkadar olmuyordu. Ve memnuniyet­sizlik yeniçeri ocağı içinde yayıldıkça yayılıyordu.

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here