Yahya Kemal Beyatlı Kimdir Hayatı Eserleri Şiirleri

0
187

Yahya Kemal Beyatlı Kimdir Hayatı Eserleri ŞiirleriYahya Kemal Beyatlı şair ve yazar (Üsküp 1884-İstanbul 1958). Doğduğu kentte başladığı ortaöğrenimini İstanbul Vefa İdadisi’nde tamamladı (1902). Abdülhamit dönemi baskısında Paris’e gitme yolunu buldu (1903), dil öğrenimi için hazırlık sınıflannda çalıştıktan sonra Siyasal Bilimler Okulu’na girdi; bitirdiği üzerine herhangi bir kayıt yoktur. 1912’de yurda dönünce öğretmenlik yaptı, Darülfünun’da çeşitli dersler okuttu (1915-1923). Mütareke yıllarındaki gazete yazılanyla (Eğil Dağlar 1966), Milli Mücadele’yi desteklediyse de imzasını kullanmadı. Lozan Konferansı’na gönderilen kurulda yer aldı, TBMM’ye Urfa milletvekili olarak katıldı (1923), dışişleriyle ilgili bazı komisyonlarda bulundu, Varşova (1926), Madrit (1929), ek olarak Lizbon (1931), Tekirdağ (1935), İstanbul milletvekili olarak çalıştı (1943 – 1946), Pakistan büyükelçili-ğiyle Karaçi’de bulundu (1948), yaş haddinden emekli olunca (1949), istanbul’ da yaşadı.
Muallim Naci etkisindeki ilk özentileri Servetifunun kopyacılığıyla sürecek gibiyken (İrtikaa, 1902-1903, 6 şiir) yaşamını etkileyecek en önemli dönemeçle Paris’e gitme olanağı buldu. Bu; Hamit, Fikret, Cenap şiirinin etkilerinden uzak kalması, bir Batı dilinin beğenisiyle yeni ufuklara yönelebilmesi demektir. Paris yıllarında Yahya Kemal, kendinden yaşlı Jön Türk kuşaklarının. Fransızcayı daha önce öğrenmiş kişilerin arasında kendi sessiz anlayışı ile yöneldi. Klasik Divan Şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlaşıyışla iele alma başansı, bu yetişme dönemini yayınsız yazma, yaymadan olgunlaştırma, sürekli alıştırma yapma gibi çalışma yöntemlerinden doğar (1.903-1918).
İlk şiirleri Yeni Mecmua’da Çıktı 4Mart 1918); 1919’da sekiz, 1921’de bir, 1922’de bir şiir yayımladı. O günlerde imparatorluk yıkıma gitmekte, kurtuluş için yollar arayan aydınlar hepsi birbirinden gerçeksiz ve geçersiz ütopyalarla dağılmaktadır: İttihatçı Osmanlılığı, din birliğine dayalı bir İslam bütünlüğü öz-lemindeki grup, Batı laikliğinden bilime dayalı çağdaş bir toplum yaratma düşü, Orta Asya kökenine kadar uzanan bir Türkçülük-Turancılık ülküsü. Bu noktada Beyath yurt ve ulus için vazgeçilmez tek koşulun kültür ve uygarlık birliği olduğuna inandı. Böylece Yahya Kemal bütün geçersiz düşlerden kurtularak yurt, ulus, yaşam, kültür, dil, sanat, uygarlık alanlannın hepsinde birbiriyle tutarlı yorumlara kavuştu, büyük eserini kusursuz olgunluğa kavuşturdu. Bu çağ sanatçılannın hepsi gibi onun asıl sorunu da dil oldu. Sanatının doğal öğelerini yok sayamadığı için Milli Edebiyat Akı-mı’nın getirdiği yadsımalan (aruz vezni, kültür diline girmiş, Arapça Farsça sözcükler, Divan nazım biçimleri, beyit birim, kafiyelerde yazı dilinden yaralanma yöntemi …) kabul etmedi. Sonunda iki dilde karar kıldı; yaşantısının izlenimleri, çağdaş konular içindeki beğeni ve bilinç özlemini dile getirirken kullanacağı ortalama kültür dili; eski şiiri aynı biçimlerde yenilerken uygulayacağı eski Türkçe. Çünkü Tanzimat’an bu yana gelen şiir kuşaklarının yanılgısından ayrılmış, geçmişinden koparak Batı’yı izlemek gibi yanlış bir yöne doğrulmamıştı, ona göre edebiyatımız kendi geleneğinin özü içinde yenilenirdi. Bu geçmişin kökünü de Orta Asya bozkırlanna değil Bizans’ı fetheden Selçuklulara kadar genişletti (Hayal Beste, Alpaslan’ın Ruhan Gazel) ona göre asıl uygarlık bilişimimiz bugünkü Türkiye toprakları üzerinde gerçekleşmişti.
Yahya Kemal sağlığında hiç kitap çıkarmamakla birlikte – ömrünün son yılında – iyice damıtıp düzelttiği şiirlerinin yayımım kabul etti: Salon, , Aile, Resimli Hayat Mecmuası, Hayat Mecmuası (1947-1953), Hürriyet gazetesinde 11 Mart 1956’dan başlayarak her hafta bir şiir olmak üzere düzenle 16 Haziran 1957’ye kadar. “Mısra haysiyetimdir” (Dize onurumdur) ilkesine yaslanan bir sanatçılık ülküsü ve ulusunun diliyle birkaç seçkin şiir yazmayı başlıca yaşam amacı sayan Beyatlı’yı son yüzyılın en etkili, en olgun en üstün Türk şairlerinden biri yapmaya götürdü.
Osmanlı tarih ve şiirine yaslanarak neoklasik örnekler verdiği gibi (gazeller, şarkılar, rubailer..) yeni biçimler ve ya-lınlaştınlmış bir dille de güncel yaşamı izledi. Geçmişe hep bağlı kalan ama güncel bilincini gelecekteki izlemden alan sevgiler odaklığında tarih bilincini, yurt bağını, yurttaşlık kaynaşmasını, İstanbul güzelliklerini, aşkı, dostluğu, eski musikimizin seçkinliğini, doğa özelliklerini, ulus sıcaklığını, uygarlık eserlerimizi… işledi. Ok şiiri dışında hep aruzu kullandı, bu alanda kusursuz ve ikmalsiz olmanın yetkin tutumunu sergiledi. Li-rik-epik nitelikleri önde gelen, zaman zaman felsefe toplum sorunlanna yakla-. şan, ölüm ve sonsuzluk konularını insanca şiirleştiren eserleri 20. yüzyılda Türk ruhunun en ortak aynası oldu.

Rumelihisarı Mezarlığı’na gömüldüğü için Bebek’i oraya bağlayan caddeye ve Gültepe dolaylarındaki bir mahalleye adı verildi. Dostları ve hayranlarının kurduğu Yahya Kemal’i Sevenler Cemi-yeti’nden başka İstanbul Fetih Cemiye-ti’ne bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü kuruldu (1961). Müzesi açıldı (Çarşıka-pı Kara Mustafa Paşa Medresesi’nde), bütün eserleri bu enstitünün belgelerine dayanılarak Nihat Sami Banarlı’nın dikkatli ve özenli emeği ile yayımlandı; Maçka’daki heykeli Barbaros Bulvarı yakınında düzenlenen yeni parka taşındı.
• Şiir kitapları: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962). Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Düzyazı eserleri: Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Mü-sahebeleri (1975), Bitmemiş Şiirler (1976), Mektuplar Makaleler (1977).
Başlıca eserlerin özetleri Açık Deniz. Şairin çok zaman yeğlediği Mef ûlü Failatü Mefâilü Fâilün ölçüsüyle yazılmış şiiri, iki bölüm halinde (18+18) 36 dizelik düz uyaklıdır (Mesnevi biçimi; AA BB CC). Genel olarak konu, sanatçının çocukluk düşlerinde beslediği geçmişe özlem, Türklüğün büyüklük dönemlerine duyulan saygı ile Atlantik kıyısında gözlenen bir gelgit olayının yarattığı çağrışım izlenimleridir. Bu esinlenmenin Yahya Kemal Be-yatlı’nın Paris öğrenciliği sırasında bir Britanya gezisinde (1910) doğduğunu şairin anı ve söyleşilerinden öğreniyoruz. Beyatlı, Türklüğün, özellikle Osmanlılığın fetih coşkusu sırasında yaşadığı büyük atılım ruhunun benzerini kıyılara vuran Okyanus dalgalarında görür; çaba ve başarı yüzyıllarının mutlu eylemiyle denizin karaya saldırışı arasında bir özdeşlik kurar. Bu özlem ve kavuşamama hüznü, “bir bitmeyen susuzluktur”; onu ulaşılmış hiçbir hedef, “hiçbir .güzel kıyı” dindiremez. Aziz İstanbul. İstanbul konusundaki düzyazılarını toplayan kitap. Beyatlı’nın İstanbul’a duyduğu sevgi, saygı duygularıyla İstanbul’un Türk kültür yaşamındaki özel yerini vurgulayan yazılarına (konferans, konuşma, plan notlan) yer verilmiştir (20 metin; 1913-1942 arasındaki ürünleri). Hepsindeki değişmeyen öz; Bizans’ı fetheden Türklüğün bu değişik yerde inançlarına, özelliklerine, kişiliğine özgü yeni ve olgun bir uygarlık iklimi yaratma başarısına duyulan sevgi ve hayranlıktır.
Edebiyata Dair. Şairin edebiyat üzerine yazıları. Sağlığında kitap çıkarmamış olan şairin kendi sanatını da içeren bu konudaki yazılan, özellikle şiir sanatının sorunlan üzerindeki klasik ve sağlam savunulan, günümüz için de ışık tutucu değerlerini korumaktadır. Eğil Dağlar, “İstiklal Harbi Yazıları”. Beyatlı’nın 1921-1922 ve 1924 yıllarında İleri, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye gazeteleriyle Dergâh dergisinde çıkmış 86 yazısı. Bazılan okul kitaplan-na da geçmiş olan klasik değerdeki parçalar (Esir Jeminüs ve Altor Şehri, Eğil Dağlar, Üç Tepe…) yakın tarihimizin en bunalımlı bir dönemine de tanıklık eder. Eski Şiirin Rüzgârlarıyla. Şairin ölümünden sonra berlenen ikinci şiir kitabı. Konulannın gerektirdiği dil dikkatiyle, “kendi asırlarının lisanıyle” yazılmış olan şiirler, “Divan şiirinin dil, şekil ve söyleyiş özellikleriyle yaratılmış klasik örneklerdir”. Yavuz Sultan Selim’in savaş zaferlerini destanlaştıran Selimnâ-me, onar beyitten oluşan yedi bentlik bir terkibibenttir. İkinci bölümde 39 gazel yer alır. Musammatlar bölümünde altı şiir, Şarkılar bölümünde 6, İthafta 2, Kıtalar Beyitler bölümünde 10 kısa şiir vardır. Günümüz okuyucusu bu şiirler-deki dil ve tarih bilgisinden iyice uzakta kaldığı için kamuoyunca bir daha aranmadı, yeniden basılmadı. Kendi Gök Kubbemiz, Şairin ölümünden sonra kitaplaşan ilk eseri. Yazarının yaptığı bölümlemeye göre Kendi Gök Kubbemiz’de 33, Yol Düşüncesi başlıklı yerde 23, Vuslat başlıklı son bölümde 25 (toplam 81) şiir yer alır. Kitap birkaç kez basıldı.
Siyasi Hikayeler, Şairin ölümünden sonra derlenen külliyatının yedinci kitabı. Kitap, Osmanlı tarihine dönük bir merakın bulup öyküleştirdiği ilginç olay ve kişilerin özelliklerini yansıtır. Hemen her dönemde baht açıklıklarını koruyan, en gizli haberleri taşıdıktan için el üstünde tutulan casusluk görevlileri (Şem’i Molla, Vehbi Efendi, İbrahim Salim Efendi…), düşüncelerini safdilikle ve zamansız açıklayan gözdelerin gözden düşüşü (Mehrfıet Ali Bey: Bir Gözdenin Gafleti), saray entrikalan (Raif Efendinin Katli), hiçbir seçkinlikleri olmadığı halde saray damatlığı yüzünden en büyük görevlere getirilen uysal ve uslu bendeler (Damat Mehmet Paşa), eski dil ve anlatımın kendine özgü lezzetiyle ustaca anlatılmıştır.
Siyasi ve Edebi Portreler. Şairin anılar derlemesi. Kişilikleri, özellikleri, eserleri üzerinde yazann izlenim ve değerlendirmeleri içeren portreler: Abdülhak Ha-mid, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp,
Süleyman Nazif, Halide Edip Hanım, Yakup Kadri, Refik Halit, Ruşen Eşref, Ahmet Naim Bey, Ziya Gökalp ve Enver Paşa, Murad Bey, Ali Kemal, Kıb-nshzade Tevfik, Doktor Nâzım, Bahaet-tin Şakir, Yusuf Akçura, Şekıp Bey, Cemal Paşa, Cavit Bey.

Sizin Düşünceniz Nedir?

Please enter your comment!
Please enter your name here